Hocalık yaptığım Turgut Özal Üniversitesine önce kayyım atandı, 15 Temmuz sonrası çıkarılan bir KHK ile üniversitem tamamen kapatıldı. Özel mülkiyet olan üniversiteye el konuldu, dişhekimi olan rektörümüz dahil pek çok hocamız hapse atıldı. Darbe teşebbüsünün üzerinden bir yıl geçtikten sonra üniversite perspneline yönelik bir operasyon daha yapıldı ve ilave 47 kişinin tutuklandığı medyaya yansıdı.1 Bunların kimler olduğunu dahi öğrenemedim. Üniversiteden çok yakın bir arkadaşımın yargılaması bitti ve 7 yıl hüküm verdiler. Üç büyük(!) Suçu vardı: 1-AKP döneminde açılan, tam bir uluslararası üniversite olan, 7.000 öğrencili Turgut Özal Üniversitesinde çalışmak. 2-Çocuklarını Erdoğan’ın ve pek çok AKP’linin de eğitim aldığı Hizmet Hareketi okullarında okutmak. 3-Erdoğan ve Gül’ün açılışını yaptığı Türk mevzuatına uygun açılmış ve çalışan bir bankaya para yatırmak! Üniversitemden kaç arkadaşım dışarıya çıkabildi, kaçı hapiste, çocukları ne durumda bilgi dahi alamıyorum. Hocalar odalarından özel eşyalarını, kitaplarını, kişisel dökümanlarını, ders egerçlerini dahi alamadılar; eşyalarımız yağmalandı.

O.F.Y adında karıncayı incitmeyecek nezakette bir arkadaşım 15 Temmuz sonrası “terör delili!” kitapları evinden uzaklaştırmaya çalışırken komşusu tarafından ihbar edildi. Bir yıldır hapiste. Bir başka arkadaşım Yunanistan sınırındaki Meriç nehrinde insan kaçakçılarının yardımıyla kaçabildi. Bir çocuğu Türkiye’de, öğretmen olan hanımı ve diğer iki çocuğu Almanyada kendisi Yunanistanda.

Düşünce kuruluşum kapatıldı

Ankara merkezli bir düşünce kuruluşunun (hesa.org.tr) kurucusu ve siyaset masası direktörüydüm. Yozlaşma, yolsuzluk konularında raporlar yayınladık ve iktidarın fazlasıyla tepkisini çektik. 15 Temmuz sonrası merkezimiz KHK ile kapatıldı, tüm mal varlığına el kondu. Saygın bir bilim adamı olan, 20 den fazla kitabı, yüzlerce bilimsel yayını bulunan yıllarca Polis Akademisinde polis etiği ve insan hakları dersleri vermiş, iki defa Full Bright bursu kazanan Prof. Dr. İbrahim Cerrah aşağılayıcı şekilde tutuklandı. Diyanet İşleri Başkanı’nın okul arkadaşı, MİT Müşteşarının 30 yıldır tanıdığı ve bir kaç yıl öncesine kadar büyük saygı duyduğu Prof. Cerrah 31 gün elleri ters kelepçeli hücrede tutularak işkenceye tabi tutuldu. Evinin bahçesi zulüm olsun diye istimlak edildi. Bir yıldan fazladır hapiste ve artık “küçük meleğim” dediği down sendromlu 8 yaşındaki kızının özel eğitimiyle ilgilenemiyor.

Read more at [OPINION] MY STORY AS AN ACADEMIC AND COLUMNIST IN ERDOGAN’S TURKEY